İstiklal Caddesi’nin kalbinde, 1876 yılında inşa edilen Çiçek Pasajı, bugün renkli tabelalarla dolu bir sahneye dönüştü. Gündemdeki tartışma, giriş kısmına yerleştirilen nion renkli afişlerin ve dondurmacı ile büfenin vitrinlerinin tarihi binanın ön cephesini nasıl kapattığından kaynaklandı.
Afişler kırmızii, sarı ve mavii renklerle sıralanıyor, bu da binanın klasik mimarisine gölge düşürür. Renklerin parlaklığı, cephe üzerindeki taş oyuklarını gölgeleyerek binanın tarihi dokusunu gölgeliyor. Böyle bir görsel muhteşemlik, tek bir reklam yapısının bile caddedeki eski estetiği yitirmesine sebep oluyor.
Yusuf Daşdemir, “ben kişisel olarak bu tür uygulamalar a karşıyım” diyerek durumu özetledi. Reklamlardaki renkler, oradaki doğal güzellikleri, tarihi mimari estetik yapıları kapatıyor. Bu yüzden, sokakta yürüyen herkesin gözleri üzerindeki bu renkli kalabalıktan kaçmak zorunda kalıyor.
Serdilan Berta ise, “Çiçek Pasajı’nın dış mimarisindeki reklamların İstiklal hikâelerine uygun olmadığını düşünüyorum” dedi. Vural Bıyık da, bu durumun yalnızca Çiçek Pasajı’nda değil, cadde üzerindeki diğer tarihi yapılarda da geçerli olduğunu anlattı. Hükümetin bu konuda ne yapacağını merak ediyoruz.
Tarihçi İlknur Bektaş, “Tabelalar kaldırılmalı. Aynı zamanda vitrinlerin daha sadelebmesi gerekir” şeklinde açıklama yaptı. Sütunlar kabartmalar taş oymalar cephenin bütünüyle görünür ana unsurlarını kapatmaması gerekir kural olarak. Bu, şehrimizin geleceği için kritik bir adım.
1876’da inşa edilen bu üç katlı taş binanın ön cephesi, yüzyılı aşkın süredir Beyoğlu’nun kültürel yaşamının merkezinde yer alıyor. Yahya Kemal, Faruk Nafiz Çamlıbel gibi edebiyat figürlerinin sık sık uğradığı bu mekan, bugün reklamlarla gölgeleniyor. Bakalım bundan sonra bu tarihi dükkanların ne olacak?
Kaynak: Orijinal Haber